16 Ekim 2009 Cuma

BURSA'DA ANTİPATİKLEŞEN FUTBOL- MİLLİ TAKIM

   
    Bursa Futbolu'nın bizim futbolumuzda hep önemli bir yeri olduğu söylenir.Potansiyel olarak Anadolu'nun en 'dolu' şehri olduğundan falan bahsedilir.Hatta Bursaspor'un 5. büyük olma adına diğer takımların hepsinden daha önde olduğu uzun yıllardır iddia edilir.Aslında ben de bu görüşlere katılırım.Son birkaç yıldaki Sivasspor gerçeğine rağmen Anadolu'nun-Trabzon'dan sonra- en büyük futbol şehri olabileceğine ve buna yakışır bir takıma sahip olabileceklerine şahsen inanırım.Bursaspor'un geçen sezon Ertuğrul Hoca'yla beraber yakalayıp, halen koruduğu ivme de bu düşünceleri destekler.Yalnız son günlerde Bursa'da meydana gelen futbol olayları genel anlamda antipatik..Biraz kendisinden 'soğutucu' etkiye sahip..

    Bu söylediğime ilk sebep Ermenistan maçının genel anlamda gerilimli havası..Maçtan önce böylesine sıkıntılı bir atmosferin oluşacağı biliniyordu.Bence hiçbir gazeteci ya da muhabir oraya gitmek istememiştir.Gazetesinin ya da kanalının başka birisini görevlendirmesini dilemiştir.Çünkü herkes adına zor bir ortam vardı Bursa'da.. Maçın siyasal anlamda da birşeyler simgelemesi ve bu anlamda FIFA'nın yaptığı rahatsız edici uyarılar,bunla bağlantılı olarak birkaç kişinin planörle sahaya inip,Azeri bayrağı açacağı gibi iddiaların ortaya atılması;Fatih Terim'in istafasından sonra oluşmuş olan genel hüzünlü havanın Bursa'ya da sirayet etmiş olması,alınan sert güvenlik önlemleri gibi şeyler herkesin bu şehre bakış açısını biraz negatife kaydırmıştır diye düşünüyorum.
    Maçtan önce yaşanan Erhan Telli olayını da ayrı bir şekilde değerlendirmek lazım..Çünkü biz hep böyle zor maçlar öncesi gerilimli havalar solumuşuzdur,ama daha önce bir gazetecinin tartaklandığını görmemişizdir herhalde..En azından bu anlayışta..Bunu da yaptıranın İbrahim Kızıl olduğu söyleniyor ki bu da yeterince antipatiyi üstüne çekiyor zaten.Bursa futboluna kazandırabileceğimiz sıfatlardan biri 'delikanlılık'ken bu yaşanan olay belki de bu sıfatın Bursa'ya artık kolay kolay gelmeyeceğini gösteriyor.
    Bana itici gelen başka bir olayda Ertuğrul Sağlam-Milli Takım ilişkilendirilmesi..'Bunun neresi itici?' denebilir.Ama ben yükselen Bursaspor'un hocası Ertuğrul Hoca'nın orada kalması gerektiğine inanıyorum.Milli Takıma gelecek muhtemel yabancı hocanın yardımcılığını başka bir genç-Türk antrenör de yapabilir.Ama Bursaspor Teknik Direktörlüğü'nü herkes bu biçimde yapamaz.Dolayısıyla Ertuğrul Sağlam'ın Türk Futbolu'nun hayrı için Bursa'nın başında kalması daha mantıklıdır.Ayrıca kendisinin ''..Sözleşmemde Milli Takımla ilgili madde var..'' gibi pek de hoş olmayan açıklamaları yine ben ve benim gibi düşünenleri bir parça rahatsız etmiştir.
    Bursa'yla ilgili olarak yazacağım son şey ise Shin Young-Rok olayı..Hepimizin şu ana kadar güleryüzlülüğü, oynadığı futbol ve attığı gollerle beğendiği bu Koreli sporcunun,pek de profosyenel sayılamayacak bir şekilde ayrılışı da yine ben gibi Türk futbolseverleri rahatsız etmiştir.Kendi Süper Ligi'mizde herhangi bir takımdan,herhangi bir futbolcunun bu şekilde ayrılması bizim futbolumuzun imajını zedeler.Tabi o olayda,işin altında başka şeylerin de olabileceğini tahmin etmek zor değil.Yani Shin'i yakın zamanda,mesela devre arasında geçici lisansla bir Avrupa takımında görmek beni pek şaşırtmaz.

                               MİLLİ TAKIM
   
    En başta söyleyeyim.Fatih Terim'in ayrılışına ilk dakikadan itibaren hep karşıydım,halen karşıyım.Bir yeni Fatih Terim bulamayacağımız bir gerçek.Çünkü Fatih Terim'ler kolay bulunmuyor,kolay yetişmiyor.Ama bir başka gerçek de şu ki kendisi bu işten istifa etti ve şimdi onun yerine yeni birisi gelecek.Dolayısıyla bu dakikadan sonra yeni gelecek ismin önemi de Fatih Hoca'ya duyduğum saygı kadar büyük..
    Federasyon en baştan,doğru bir şekilde tavrını koydu ve yabancı antrenör getirmek istediğini duyurdu.Bu ilk olarak doğru bir adım..Şimdiki doğru adım da bu ismi doğru seçmekle ilgili.Gelecek olan teknik adamın tecrübeli ve ağırlığı olacak bir adam olması gerektiği,gün gibi gerçek.Yani bir Hiddink,bir Lucescu şu an kimsenin reddedemeyeceği isimler..Yanına da bir genç teknik adamın getirilmesi ve onun tecrübelerinden yararlanark kendini geliştirmesi,daha sonra da bayrağı o hocadan devralması modeli bizim için en doğru model olacak gibi görünüyor.Piyontek ve Derwall modelleri gibi..O genç adam Abdullah Avcı ya da Ümit Davala olabilir.Bunların üstüne,daha önce bir gazetede okumuştum:Haberde Lucescu+Ertuğrul S.+Genel Menajer Hakan Şükür deniyordu,bir genel menajerin getirilmesi de bizim için oldukça yararlı olur.Bunun için Hakan Şükür çok iyi bir adaydır.Onun futbolumuzdaki imajı ve ağırlığı orada çok başarılı olmasını sağlar.Bence Adnan Polat zamanında kendisine o kadar saçma şeyler vaat edeceğine bunu teklif etseydi en mantıklısı olurdu.Neyse,şu an için Milli Takım'da da bu görevi sürdürebileceğine inanıyorum.O olmazsa Rıdvan Dilmen de oraya yakışır.Orayı doldurur.İçimde kalmasın,şunu da söyleyeyim.Mantıken bir kurt hoca gerek diyorum(z).Ama içimdeki arabesk taraf da mesela bir Gerets ismi orada olabilir diyor.Oynattığı o heyecanlı futbol,hepimizin istediği ofansif zihniyet ve oluşturduğu takım ruhu bir çoğumuzu etkilemişti zamanında.Bizim futbol kimyamıza da uyabilecek bir isim.Ama Milli Takım Hocalığı yapabilir mi?O seviyeye çıktı mı?Bilemiyorum..
    Milli Takımın başına kim gelirse gelsin,ilk isteyeceğimiz şey istikrar olacak.Aynı onbiri iki maç üstüste görebilmek herhalde herkes için önemli bir ölçüt olur.Volkan,Gönül,Servet,Balta,Emre,Arda,Hamit,Tuncay' ların yanına İsmail,Ceyhun,Topal,Nuri,Sercan gibi gençleri yerleştirmesini,aynı zamanda Semih,Nihat,Halil gibileri 'ya hep ya hiç'le almasını,milli takımın kamuoyu önünde Tekke,Toraman gibi olaylarla zedelenen güvenin tekrar güçlenmesini ve Ümit Milli Aydın'ları,Özeri,belki daha ileride Semih Kaya'yı bu bayrağın forması altında toplamasını,son olarak da Mesut'ları,Eren'leri gavur ellerde görmememizi sağlamasını talep ediyorum.Ve EURO2008'de olduğu gibi asla pes etmeyen,turnuvalara da düzenli katılabilen bir takım istiyorum kendi adıma.Bu bir rüya değil.Gerçek olabilir.Gerçek olabileceğini hepimiz biliyoruz.
    Üstyapının düzeltilmesi yetmez.Altyapıyı da düzeltmek gerek.Orada durmaktan sıkılmayacak,kariyer kaygısından çok bu ülkeye iyi futbolcular yetiştirecek adamlara ihtiyaç var.Orada şimdi çalışan adamların Trabzonspor'dan bir teklif gelse düşünmeden gidecekleri bir gerçek.En başa bu kuşakları iyi tanıyan bir Abdullah Avcı yine yakışır.Aslında buradan da anlıyoruz ki Abdullah Avcı her durumda bu yeni yapılanmada olmalıdır.Ama onun için önünde iyi bir kariyer olduğunu varsayarsak başka birini oraya koymak daha mantıklıdır.Keşke bizde profosyenellik anlayışı gelişmiş olsa da oraya mesela bir Ersun Hoca'yı lider olarak koyabilsek.Milli maç yorumlayacağına bunu yapması hem kendi adına,hem milli takım adına daha iyi olur herhalde..Doğru isimleri bulmak benim ya da başkasının işi değil.Federasyonun işi.Umarım ki onlar da en doğru isimleri oraya kuracakları sağlıklı ve istikrarlı yapının içine yerleştirirler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder