Bu söylemimi sadece Real Madrid-Milan maçını izlemiş olmanın verdiği heyecanla söylüyorum.Daha doğrusu özetini izledim.Çünkü o saatlerde Beşiktaş'ın maçını izlemekle meşguldüm.Ama keşke Star TV bu maçı verseydi de bu maçı canlı izleyebilseydik.Gözümüz biraz seyir zevki,biraz Şampiyonlar Ligi heyecanı görürdü.
İtalyan Futbolu'nu tarif edenler genellikle şunu der:Defansif bir futboldur.Kontrol oyunu vardır.Sabırlı oynarlar ve hiç beklemediğiniz bir anda size golü atarlar.Pek çok kişi de sevmez bu futbolu.Çünkü baktığınızda futbolu karşı taraf oynuyormuş gibi gözükür,ama galibiyeti İtalyan olan alır.
Yeni milenyumda Real Madrid'in ardından Devler Ligi'nin kralı Milan oldu.Kupayı iki kez aldılar,bir kez de finalde kaybettiler.Kaybettikleri finali de nasıl kaybettiklerini biliyoruz.Ama kendilerini bir türlü yeniyemediler. 2003'de kupayı kazanan takımdan halen birçok oyuncu bu takımda.Birçoğu da sezonbaşı gitti.Ve son yıllarda ligdeki hakimiyetlerini de kaybettiler.Derbilerde İnter'e ezilmeye başladılar.En önemli yıldızını büyük paralara satıp,o paranın çok azını kullanıp yerine adam almadan devam ettiler.Takımın başına hiçbir teknik direktörlük tecrübesi olmayan birini getirdiler vs.Sonuçta son dönemde Milan sahip olduğu sorunlarla beraber 'Hasta Adam' haline geldi.
Sahip olduğu sorunlara rağmen son yıllarda İtalyanların 'Avrupa Fatihi' olmayı da başardılar.Baktığımızda İnter ligi domine eden takım.Ama Avrupa'da başarılı değil.Milan büyük problemler içinde,ligde kayıp ama Avrupa'da 'var'.Şampiyonlar Ligi'nde kazanmak onların kanına işlemiş.O ruh halen onlarda var.Bir zamanlar Galatasaray'da da bu vardı.Takım kötüydü.Ancak o Avrupalılık ruhu kaybedilmediğinden zaman zaman 'sürpriz zaferler' kazanıyorlardı.Aynı konumda şu an Milan.Madrid maçında bunu gördük.
Madrid maçında kırılma anı şüphesiz Pirlo'nun golüydü.Çünkü o ana kadar özetlerden görebildiğim kadarıyla bir tane bile atağı yoktu İtalyanların.Ancak ne zaman ne yapacakları belli değil ya işte!Adam 35-40 metreden bir gol attı ve maçın seyrini değiştirdi.Daha sonra Pato'nun golü de Milan taraftarını çılgına çevirmiştir herhalde.Bunun tesadüf olduğunu düşünenler 2-2'den sonra yine öne geçebilen Milan'ın bunu tesadüfle kazanmadığını görmüşlerdir.Hayır bu tesadüf değildi.Bu İtalyan Futbolu'nun ölmemişliği,Milan'ın Avrupa ruhunun kaybolmamışlığıydı.
Tabi Milan'ın sorunları bu maçla bitmeyecek.Muhtemelen bu yıl yine ligi kazanamaycaklar.Şampiyonlar Ligi'ni de..Takımın çok eleştirilen yaş ortalaması sezon başı düşürülmüş gibiydi.Ama oyuncuların oyun içindeki hallerine baktığınız zaman hemen hepsi halen 'yaşlı'.Hani derler ya:İnsan kendini kaç yaşında hissediyorsa o yaştadır diye.İşte Milanlı birçok oyuncu da kendini 36-37 yaşında falan zannediyor sanki..Takımın üstüne böyle bir hava çökmüş.Madrid'e attıkları 3. golden sonra Ronaldinho-Seedorf sarılmasını gördüyseniz bana hak vereceksiniz.Sanki ununu elemiş,eleğini asmış;ama hala içlerinde birkaç futbol kırıntısı kalmış havasındaydılar.Ve 'Maçı da kazandırdık işte.Daha ne istiyorsunuz?' der gibi.Milan'ın sahip olduğu tek kendi genç,ruhu genç oyuncusu Pato'ydu.O da maçın yıldızı oldu zaten.
Bir de Kaka'nın pencerisinden olaya baksak iş daha ilginç,daha romantik bir havaya girer zannımca..Son yıllarda Milan'ın İtalyan Avrupa Fatihi olmasını sağlayan belki de 1 numaralı adam,bu kez onların karşısında rakip olarak oynuyor.Taraftarların en büyük sevgilisiyken çok büyük paralara bu takımdan gitmiş,ayrıldığı Milan daha da zayıflamış,geldiği Real Madrid daha da güçlenmiş ve kesin favori,ancak atılan goller sonrası İtalyanların zafer çığlıkları ve sevinçleri..Her bir gol Barnebeu'yu ayrı ayrı şok etti ve bu herbir golden sonra,maçtan sonra Kaka' nasıl hissetti acaba kendini?Belki biraz pişmanlık hissetmiş olabilir.Kendini oraya ait hissetmiş de olabilir.Ama bir gerçek,kendini kesinlikle kötü hissetmiştir o anlarda.
Bir iki şey de Madrid ekibine ithaf etmek lazım.Çünkü onlar da bu maçı güzelleştirdiler.Ve 1-1'e kadar görüneni kadarıyla maçı da kazanacak gibiydiler.Ama onların da ciddi problemleri var.Milan için eski Galatasaray gibi dedim.Madrid ise şu anki Galatasaray gibi.Her an gol atabilecek,ama her an da gol yiyebilecek havada.Ve bu da Cimbom'la aynı sebepten.Takımda sanki ön taraftakiler,arka taraftakiler birbirinden ayrılmış gibi oynuyorlar.Bütün yük Alonso ile Lass'a kalıyor ve sahalarında da derin boşluklar oluşuyor.Tabi bu Madrid'in gole ihtiyacı olduğu dakikalarda bu şekilde gerçekleşiyor.Yoksa golü yiyene kadar pek boşluk vermiş gibi gözükmüyorlardı.Ama sonuçta bunu düzeltmeleri gerekiyor.Buna ek olarak bir de Cristiano Ronaldo'nun olmayışı da onları gereğinden fazla olumsuz etkilemişe benziyor.Bence Portekizli oynasaydı maç daha farklı olurdu.
Şöyle bir toparlamak gerekirse;başlığımda söylediğim şey,belirttiğim üzere,tek maçlık bir heyecanla söylenmiş bir şeydi.Bu heyecanın nedeni de bendeki genel bir İtalyan sempatisidir.Bana göre İspanyollara ya da belki İngilizlere,Fransızlara sempati duyacağınıza İtalyanlara sempati duyun.Futbol için belki aynısını size tavsiye edemem,ama ben İtalyan futbolunu da kendi adıma seviyorum.Son yıllardaki futbolları biraz kendisinden soğutuyor,kabul.Ama ne olursa olsun ben Avrupadaki Milan takımını,takımları 3.ligde mücadele ederken stadı 63 bin kişiyle dolduran Napoli taraftarını,Genoa-Sampdoria derbisini ve Marassi ahalisini seviyorum.Ve inadına İtalyan futbolu ölmedi,ölmeyecek! diyorum..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder